Fransızca’dan Türkçe’ye geçmiş kelimelerden sayılır Renault. O kadar ki, 70’lerde doğanlar onun Türk markası Reno olduğunu düşünerek büyüdüler. Sahi, Reno 9 Türk arabası değil miydi?.. Reno 12 de mi değildi! Peki ya Flaş?!..
Bugün gayet güvenli ve gayet yeterli arabaların gayet başarılı markası 1899 doğumlu Renault. Çokça markanın sözde çılgın olduğu bir ortamda birilerinin normalin iyisinden olması iyi bir şey.
Bu bakımdan Türk aile yapısına uygun, huzur dolu yolculuklar için biçilmiş kaftan fransızların deyimiyle "eşkenar dörtgenli" marka.
Pek tabii, iyi normallerin yanı sıra, anormal iyi işler de icra etmiyor değil Renault mühendisleri. Mesela her modelde 5 yıldızlı güvenlik saplantısı takdir ve saygıyla karşılanmalı.
Sonra bir de Renault Sport fenomeni var ki! Twingo, Clio ve Megane’la sporcu hatchback, nam-ı diğer “hot hatch” podyumunda her dalda altın madalyanın sahibi Renault.
Onun dışında her şey bildiğiniz gibi. Çok tutulan Captur ile yeni bir rüzgâr yakalayan Renault, Nissan Qashqai’yi aşan klon Kadjar ile temposunu sürdürme niyetinde.
Ayrıca Twizy ve Zoe modelleri ve hatta Fluence ile elektrikli araba akımına da öncülük ettiğini söyleyebiliriz.
1999’dan beri başarıyla süren Nissan ortaklığı bir yana, sahibi olduğu Dacia ile birlikte, 2017 yılında 2,26 milyonun üzerinde araba satan bir dünya devi Renault.
Global ölçekte en çok satan modeli Clio’nun Fransa dışında sadece Bursa’da üretiliyor olması da ayrı bir mutluluk vesilesi. Bir diğer mutluluğumuz da şekilsiz mutant Fluence’in yerini Megane Sedan’a bırakmış olması.
Bir şey unuttuk mu diye düşününce, aklımıza müthiş deney Avantime ve 3. nesil Laguna ile başlayan 4Control sisteminin müthiş başarısı geliyor. 4Control, duruma ve hıza göre arka tekerlerin açılarına müdahale eden bir sistem.
Avantime ise adından da anlaşılacağı üzere zamanının ötesinde, neredeyse mimari bir projeydi ve beklendiği kadar satmayınca üretici firma Matra’yı da otomotivden soğuttu.
Bu vesileyle, efsane tasarımcısı Patrick Le Quement'e saygılarımızı sunmadan geçmeyelim.